Kayıtlar

Aile etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bende Kalsın

Resim
   Pek çok ilginç tesadüfle karşılaşıyorum. Bazen öyle ki  kendi kafamda kurduğum dünyada yaşıyormuş hissine kapılır gibi olurum. Burda bunlardan bahsetmek isterdim. Onun yerine, bu güzel tesadüfleri kendime saklayacağım ve burda şu sevimli köpek yavrusu ile aramda geçenleri anlatacağım.    Altınolukta halamların zeytinliğinde mangal yapmış, semaverde çay demlemiştik. Yolun etrafındaki pek çok yavru köpek, bizden bir şeyler kapabilmek için bahçeye dalmış etrafımızda dönüp duruyorlardı. Ara ara kovalıyorduk, ama zaten çok fazla da sokulamıyorlardı.   Karnımızı doyurduktan sonra çay faslına geçtiğimizde yavrular iyice yaklaşmışlardı. Ben de oturmaktan sıkılmıştım. Bi kaç yavru köpeği kovalamaya başladım. Yavruların biri hariç hepsi üst terasa kaçmıştı. Ama birisi önümde koşmaya devam ediyordu. peşinden kovabildiğim kadar kovdum. Eğlenceli gelmişti bana, önümde yavru bi köpeğin pıtır pıtır koşması..   Sonunda bahçenin sonuna vardık. etrafı du...

Kim gidecek şimdi ekmek almaya..

Resim
   Bir cumartesi sabahı arabayı servisten almaktı, annaneme bişiler bırakmaktı gibi bir takım işleri hallettikten sonra öğlene doğru eve dönmüştüm. Küçük kardeşim evde tekti. Kahvaltılık çıkartırken evde ekmek olmadığını fark ettim. Eh şimdi kim gidecekti fırına.. Evet kardeşim gitsin bu sefer :)    İkna çabasına başladım: " Murat ! bak evde ekmek yok. kahvaltı yapmak istiyorsan bi koşu ekmek al gel."    Tabi oralı olmuyor. Tabi çizgifilm izlemek varken ne gidecek ekmek almaya. Ama abisi buyruk verince de çok diretemiyor. Mırın kırın. Yerinden kıpırdanıyor. Ama yok yine oyalanıyor sadece. "neyse" dedim. "ben giderim. Hem bisikletle giderim. biraz bisiklet sürerim."    Baktım canlanıverdi. Bisikletle gideceğimi duyunca. Ben gidersem ben de bisikletle gidebilir miyim diye sordu. Bisikletini kendisi indirecekse elbette gidebilirdi. Kabul de etti. Bisikletini merdivenlerden indirmeye başlayınca ben de eve geçtim.    Durdum içerde öylece....

orsalabandaa !..

Resim
Hafif fırtınalı bir akşam. Yağmur yağıyor şakır şakır. Rüzgar çatıdaki kiremitleri tıkırdatıyor. Sesleniyor annem; "çamaşırlar toplanmış mıydı balkondan ? ". Hayır tabi ki çamaşırlar balkonda rüzgarla cebelleşiyor olmalıydı. Fırladım çıktım balkona. Soğuk rüzgar kapı açılınca deli gibi içeri doldu. Soğuğun içine atıldım yüzüme vuran yağmura aldırmadan. Soğuk içime işledi ama ben severdim böylesini. Her zamanki gibi içimde coşku duydum. Huzur ve coşku birlikte fırtınalı havalarda beni bulurdu hep nedense. ....   Yağmurlu ve sert havalar sanki meydan okuma gibi gelir bana. Çocukluğumda kardeşimle oynadığımız oyunlar aklıma gelir. Fırtınayı karşılamaya hazırlanan gemideki mürettebat gibi hissederim kendimi. Coşarım içten içe. Unuturum geride bıraktıklarımı. Sadece rüzgarın içime işleyen soğukluğu ve ıslanmakta oluşum vardır hissettiğim. Kararlılıkla dalgalara göğüs geren bir gemiyle empati kurarım belki de. Hoşuma gider her zamanki kaygılardan sıyrılmak. Teslimiyet ...