Kayıtlar

Düşünce etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Nefsî Mulahazam

 Soru: hocam mutlu musun?      Mutlu olmak için yaşamıyorum. Soru: Ne için yaşıyorusun hocam?      İnsan kalabilmek için yaşıyorum. Soru: İnsanlık nasıl yitirilir?      Hoşuna gitmeyen gerçeklerden kaçıp, kötü hissettiriyor diye gözlerini yumduğunda, hayatı bir masal, ölümü bir kabus saydığında... Soru: Hayat nedir hocam?      Hayat her insanın kendine ait bir eseridir. Soru: Peki ya ölüm?      Esere konan son noktadır. Soru: Ya eser yarım kaldıysa?      Son noktası konduğunda yarım kalan eser hiç başlanmamış bir eserdir. Soru:  İnsan kalabilmek için yaşamak nedir hocam?      Eserime son noktayı koyduğumda, insanlığımı kaybetmemiş olduğumu görmek için fedakarlık yapmaktır. Soru: Bunun için ne fedakarlık yaptınız?      Mutluluğumu feda ettim. Soru: Huzursuz musunuz hocam?      İnsan kalabildiğim sürece huzurluyum. Soru: Mutlu olup insan...

The Greatest Mystery of Life

The adjective "greatest" is the most subjective word for sure. Commonly, the greatest mystery of life is thought to be about spiritual believes, also may recall occultism a little bit. However, in my opinion, the greatest mystery of life is in the life itself, main subject of biology. Guess what? DNA? No? Just because it is known for so long time? I really don't understand how may people think that the knowledge of DNA and heredity explains the formation of  species. Do not be so quick to judge me. Just think about it. Think about a single cell of which all other cells of  a single body get divided. All of the cells carries the exact same code, which guides them to produce proteins and transforms into what? Innumerable types of specialized cells; neurons, blood cells, muscle cells etc.(1) All these specialized cells come along to form tissues. Think about the brain. It has very specialized parts to handle specific tasks very efficiently. These parts are the advanced compu...

Eş Anlamlı Kelimeler Üzerine

 Eş anlamlı olduğunu düşündüğümüz doktor ve hekim kelimelerinin arasındaki fark nedir? Biri aslında tıpla sınırlı olmayan akademik bir ünvanken diğeri ise "insanlardaki hastalıkları teşhis ve onları ilaçlarla veya bazı araçlarla tedavi eden kimse"dir. Birinin diğerinin yerine kullanımı halk dilinde yaygındır.  Eş anlamlı kelimelerin varlık sebebi canı isteyen istediğini kullansından ziyade acaba aradaki ufak nüans farklarının ifadesini kolaylaştırmak olabilir mi? Bir dilin zenginliği kelime çokluğu değil de kelimeler arasındaki anlam ve kapsam farklılıkları olamaz mı? Dünya ve yerküre iki eş anlamlı kelime. değil mi? Aralarında bir fark var mı? Kullanmadığımız için yok diyebilir miyiz? Dünya kelimesinin orjini Arapça olduğuna göre, kök manalarına bakalım; yakın, düşük, alçak, yakınlaştırmak gibi anlamlara gelebilen bir köke sahip. Kur'an-ı Kerim'de dünya ve ahiret ikilisi olarak kullanıldığını, ki ahiret son / sonraki anlamına gelir, acaba dünya aslında soyut olarak b...

Bir Hayat Felsefesi Olarak El-hamdu Li-Allah

 Çoğumuz "elhamdulillah" sözünü "Allaha şükürler olsun" şeklinde düşünerek kullanır. Bu sözün tercümesi  "övgü Allah'a aittir / övgü Allaha mahsustur / övgü Allah içindir" şeklindedir . Övmek, yüceltmek anlamına da gelir. Övdüğünüz kimseyi yüceltirsiniz aslında. Sözün manası övgüyü Allah'a has kılmaktır. "Li" harfi arapçada aidiyet, sahiplik, içinlik ifade eder. Bir durumla karşılaşılınca bu sözü söyleyerek kendimize, baktığımızın ardındaki yüceliği hatırlatırız. Bir musibete duçar olduğumuzda "bunun da bir hikmeti vardır, Övgü/Yücelik Allah'a mahsustur, herşey onun bilgisi ve izniyle olur" diye hatırlatırız kendimizie. Bir de övüldüğümüzde, biri bize güzel bir söz söylediğinde, "elhamdülillah" demek, "bende gördüğünüz övülecek sıfatlar da bana değildir, övgü ancak allahadır, bunlar bize verdiği nimetlerdir" deriz. Müslümanın alçak gönüllülüğü bu bilinçte yatar. Şayet söyledikleri sözler üzerine tefekkür ...

Soluksuz

          İnsan bazen kalabalığın arasında cam duvarlarla mahpus kalıyor. Görülüyor ama duyulmuyor, duyuluyor ama anlaşılmıyor. Bazen kalabalıklar durakta beklerken bir başına Tırmandığı meşe ağacından gördüğü manzara ile yerinde duramazken, durakta bekleyenlerin alaycı bakışları neye baktığının bile bilincinde olmuyor (Flipped adlı filmdeki bir sahneye atıf). Kim gerçekten mahpus. Kim gerçekten özgür. İçindeki coşkuyu paylaşamamanın yalnızlığı mı, nefsin kıskacında prangalara vurulmuş ruhların yılgın donukluğu mu...

Doğaya Bakış

      İnsan, etrafını sessizce dinlemeyi ve anlamayı başarabildiğinde, doğanın kendisine düşman olmadığını aslında kendisiyle bir bütün olduğunu fark edecektir. Kendisinin, doğada hayatta kalma savaşını başarıyla vermiş bir tür olduğu fikrinden kurtularak, insanın yeryüzündeki konumunu tefekkür edebilirse kendisinin yeryüzünde adaletle hükmedecek donanımlara sahip olduğunun farkına varacaktır. İslam, insana bu anlayışı sunmak, her şeyin sahibibin Allah (c.c.) olduğunu bilerek ona hürmeten kainata karşı saygılı olma anlayışı ile, doğanın kendisine rakip değil aslında emanet olduğunun farkındalığında, nefsinin kibir ve doyumsuz heveslerini dizginleyerek kulluk bilincinde yer yüzünde hayatı imar etmek amacıyla yaşadığını, bunun da bir imtihan olduğunu anlaması için Allah Subhane ve Teala tarafından gönderilmiş son dindir. Dileyen kabul eder ve hayatını ona uydurur. Bir çoklarımızın bilmeden araştırmadan yahut kalbi hastalıklarla veya yanılgı ile İslam adı altında sundukları ...

Korku...

 Hepimizin elbet bazı korkuları vardır. Benim de var. Derinden derine hissettiğim, kimi zaman şiddetlenen korkularım var. Çoğu basittir elbet, ama içlerinden birisi içimi sızlatacak seviyelere gelebiliyor. Yükseklik korkusu mu; belki bazen, ama değil.    Şu kadarcık zamanda birbirinden kıymetli insanlar tanıdım. Bu konuda herkes bu kadar nasipli değildir belki. Gerek yakın dostlarım, ağabeylerim, iş verenim, hocalarım, aile efradım, okul arkadaşlarım, canım gibi seveceğim insanlar var içlerinde. Kuru bir sevgi, yahut sahip çıkma değil bu. Her birisi etrafındaki insanlara değer veren, hallerinden anlayan, dertlerini dert edinen ender rastlandığına inandığımız insanlar. Bir şeyleri daha güzel hale getirmek için çabalayan, yaşama amaçları kazanmaktan, eğlenmekten fazlası olan insanlar.      Böyle insanlar tanıdığımda hep kendimi borçlu hissediyorum. Bir şeyler yapabilmek, yardım edebilmek, yarar göstermek, sevindirmek; farklı olduklarını hissettirebil...

Gecenin Koynundayım

    Gece dışarda olmak gibisi var mı, Aydosun temiz rüzgarını solurken, şehrin ışıklarıyla kızıla boyanmış hafif bulutlu gökyüzünün altında, sessiz sokaklarda gezinirken, kulaklıktan gelen şarkının keyfinde, sessizliğine çekilen koca şehrin soluğunu dinleyerek, hayretle etrafı izlemek.. Kalabalığın, etraftaki onca apartmanın içinde yaşayan insanların farkındalığında, yalnızlığını yaşarken kendini hiç de yalnız hissetmeyerek, gökyüzünde hafif sisler ardında bembeyaz parıldayan Ay'ın şavkından gözlerini alamamak. Baktığın her yerde, yaratanın mucizesine tanık olup, O'nun varlığını solumak. Aldığın her nefeste hayat bulmak, köşede uyuklayan köpekle bile aynı çatı altında bulunmak.. Ve bilmek, Ayın bile orada, kilometrelerce yakınlıkta olduğunu, onun da ötesinde, ondan da yakın gezegenlerin yıldızların farkında olmak..  Sonsuzlukta bir nokta, noktada sonsuzluk olmak.. Ve bir nefes daha almak.. Hepsini içinde barındıran bir insan olmak... Evrenleşen bir insan..

Sabahlamak

Kimi zaman uyumak gelmez içinden. Bir günün daha ardında yitip gitmesini istemezsin. Yeni bir güne başlamak da gelmez içinden. Bir süre, zamanı durdurabilmek istersin.. Uyuyamamaktan değil de, kendini uykuya teslim etmek istemezsin. Belki şafak sökerken uyanık olmaktır özlediğin. Belki de bir türlü ayrılamadığın o gün bir şeyler eksik kalmıştır içinde..

dayanamam...

    İster çocuk olsun ister yetişkin. Kimi zaman çok heyecanlanır insan; bir iyilik olsun, güzel bir davranış olsun, bir şeyler başarabilmek için heveslenir, bişileri değiştirebileceğine inanarak azmeder. Güzel bir hayali vardır. Heyecanla sevdiklerinin çok mutlu olacağını düşündüğü şeyler yapmaya kalkar. Sonra, birden yanlış yolda olduğunu fark eder, ya da yalnızca umduğu gibi gitmez her şey. Hayal kırıklığıdır o.     Ben birisinin yüzünde o hayal kırıklığını görmeye dayanamam. Bir çocuğun takdir beklerken yerildiği anda hissettiklerine... Bütün duygusuzluk perdem kalkar bir anda. Yok ben hayal kırıklığı yaşasam önemsemem hiç. Geçer giderim. Belki alaya da alırım. Ama bir başkasının bu duruma düşmesine dayanamam.    Bilmiyorum. üzerinde çok düşünmüştüm zamanında da, neden bu kadar hassasım bu konuda çözemedim hala. Belki hatırlamadığım çocukluk anılarımın arasındadır cevabı. Ben ulaşamadım. Yalnızca böyle hayal kırıklığı yaşayan birisini gördüğ...

Bende Kalsın

Resim
   Pek çok ilginç tesadüfle karşılaşıyorum. Bazen öyle ki  kendi kafamda kurduğum dünyada yaşıyormuş hissine kapılır gibi olurum. Burda bunlardan bahsetmek isterdim. Onun yerine, bu güzel tesadüfleri kendime saklayacağım ve burda şu sevimli köpek yavrusu ile aramda geçenleri anlatacağım.    Altınolukta halamların zeytinliğinde mangal yapmış, semaverde çay demlemiştik. Yolun etrafındaki pek çok yavru köpek, bizden bir şeyler kapabilmek için bahçeye dalmış etrafımızda dönüp duruyorlardı. Ara ara kovalıyorduk, ama zaten çok fazla da sokulamıyorlardı.   Karnımızı doyurduktan sonra çay faslına geçtiğimizde yavrular iyice yaklaşmışlardı. Ben de oturmaktan sıkılmıştım. Bi kaç yavru köpeği kovalamaya başladım. Yavruların biri hariç hepsi üst terasa kaçmıştı. Ama birisi önümde koşmaya devam ediyordu. peşinden kovabildiğim kadar kovdum. Eğlenceli gelmişti bana, önümde yavru bi köpeğin pıtır pıtır koşması..   Sonunda bahçenin sonuna vardık. etrafı du...

benim hayatım

Resim
    Saat akşam 9 civarı... Gecenin karanlığında idealtepe tren istasyonuna çıkan merdivenleri düşüncelere dalmış halde seri adımlarla çıkıyorum. Neden bilmem düşünceler yine olumsuz, canım sıkkın. Merdivenlerden çıkıp alt geçide doğru yürürken yanından geçtiğim bir teyzemin yanındaki büyük bir bavul ve tıka basa dolu pazar arabası ile parmaklıkların yanında dikilip etrafını seyretmesi dikkatimi çekiyorsa da pek üstünde durmuyorum. Her zamanki hızlı adımlarımla kafam yine başka yerde yoluma devam ediyorum..    Sonra birden kafamdaki düşünceler dağılıyor ve o teyzemin bu saatte orada o koca bavul ve pazar arabası ile ne bekledğini merak ediyorum. Aklıma ilkin bir yakınını beklediği geliyor. O bavulu pek de kendi başına oraya çıkartamamış olmalı. Çok ağır görünüyor. Ama, birisi de gelecek gibi değil. Gelirken etraf boştu. Çevrede bi kaç yabancı yolcudan başka o teyzemle ilgisi olabilecek kimse bulunmuyordu. Belki bir saniye bile sürmeyen bu muhakemeden sonra teyz...

Farklı bir sandal

Resim
  Yapımında kullanılan malzemeler yalnızca ahşap çay karıştırma çubukları, iyi bir tutkal, makas, ve kalem şeklindeki maket bıçağı (.. evet gerçek ismini hala bilmiyorum ) ..   Biraz da sabır ve aşka ihtiyacınız var dersem çok da abartmış olmam.. Zaten dürüst olacağım. Aklı başında olan bir insan bunu yapmaya kalkmaz.. Gider usulünce çok da fazla emek almayacak, ama daha ayrıntılı gerçeğe daha yakın bir maket yapar. Ben mi ?  Neden mi bunun için bu kadar zaman ayırdım ?  Benim için sadece bir maket yapmaktan ibaret değil de ondan. İlerde açıklarım.      Ahşap çubukları kesip yapıştırıp ortaya önce omurgayı ardından da omurga üzerine postaları yapıştırdıktan sonra postaların uçlarından kuşak çıtalarını yapıştırdım. Boylamasına ikiye ayırdığım çubukları da bu postaların üstüne tek tek uygun şekillerde kenarlarından yontum kapladım.       Dış kaplama bittikten sonra sıra  güverte ve oturaklara geliyor.  Güverteler i...

Taslakta Kalanlardan (6.11.2010) - Anlaşılmak

    Kimi zaman anlaşılmadığımızı düşünür elimizden geldiğince kendimizi ifade etmeye çalışırız. Oysa ki nasıl anlaşıldığımız yalnızca kendimizi nasıl ifade ettiğimizle ilgili değil karşımızdakinin ne kadar anlamak istediğidir. Anlaşılabilme için karşımızdakinin anlayış kalıplarından sıyrılabilmemiz, hakkımızda ipuçları barındıran sinyaller üzerinde düşünmesini ve yorumlamasını sağlayabilecek kadar ilgisini çekmiş ya da zaman içinde kendiliğinden bu durumun gerçekleşebileceği kadar uzun bir süre birlikte vakit geçirmiş olmalıyız. Aksi takdirde gerçekten anlaşılıp tanınmamızın içtenliğimizle bir ilgisi yoktur.     İnsanlar yaşamlarında tekrarlanan durumlar karşısında kalıplar geliştirip işlerini kolaylaştırmayı severler. Birisi ile tanıştıkları ilk anlarda da yaptıkları karşısındakinin hangi kalıba uyduğunu çıkarmak olur. Fazla ilgisini çekmeyen bir kimse ise hakkında bir an önce karara vararak bu konuda fazla oyalanmaktan kurtarır kendisini. Böylece biz de ...

Taslakta Kalanlardan (5.11.2010) - Hayatımın en Mutlu Anı

       Şöyle bir geçmişime dönüp baktığımda pek çok güzel hatıra canlanır gözlerimin önünde. Ne güzel anılarım olmuş. Şu 22 yılımda ne çok şey yaşamışım derim. Ve aralara serpiştirilmiş  mutluluğun yaşandığı anlar..     Yakın dostumun kız arkadaşı olduğunu öğrendiğim an mutluydum mesela. Ya da başka bir dostumun bütün bir sene kazanmak için çalıştığı üniversiteyi kazandığını öğrendiğim an da çok mutluydum. Bir oku tam hedefe vuracak şekilde fırlatabilmek için gereken tekniği keşfettiğimde ve bir arkadaşımın bu sayede bir elmayı ortasından vurabilmesini sağladığımda da... Başka da pek çok böle anlarım vardır.      Eyyüp camiinde beklerken sabah namazını, o minik siyah yavru kedi yarım saat boyunca kucağımda mışıl mışıl uyurken mutluydum mesela...  Ya da rahatlıkla sakat kalmakla veya ölümle sonuçlanabilecek bir kazadan sadece kırık bir bacakla çıktıktan sonraki bir hafta.. Belki de şimdiye kadar ki en mutlu bir hafta olmu...

Neden Burdayım

     Bir zamanlar ilham gelmesi için kağıttan kafamı kaldırıp genişçe bi boşluğa bakardım. Kendimi denizin üzerinde uçarken hayal ederdim. Sonra bir gemi görürdüm. Rüzgarla şişmiş bembeyaz yelkenlerinde halatlara tırmanan denizciler. etrafında uçuşan martıları görürdüm. Denizin hışırtısı rüzgarın uğultusu, makaraların gıcırtısı dolardı kulaklarıma.. Arada bu seslere bir de denizcilerin gür haykırışları katılırdı.. Yeni bir sefere başlamanın verdiği heyecan tüm gemide hissedilirdi. Suyu yararak ilerleyen, o uçsuz bucaksız denizde sahip olunan denizcilerin tek vatanı tekne tüm güzelliği ile güneş altında parıldardı. etrafında uçar sonra ufka döner ve ona eşlik ederdim. O heyecan ve şevk bana da aksederdi. Ve başlardım bir şeyler yazmaya o şekilde.    Hiç daha önce düşünmediğim halde işte kendime bir blog hesabı aldım ve yazmaya başladım. Burda sizinle hayallerimi paylaşacağım. Kimisine proje de diyebilirsiniz ama en nihayetinde hepsi hayal zaten. Sonra düşünece...