Taslakta Kalanlardan (6.11.2010) - Anlaşılmak
Kimi zaman anlaşılmadığımızı düşünür elimizden geldiğince kendimizi ifade etmeye çalışırız. Oysa ki nasıl anlaşıldığımız yalnızca kendimizi nasıl ifade ettiğimizle ilgili değil karşımızdakinin ne kadar anlamak istediğidir. Anlaşılabilme için karşımızdakinin anlayış kalıplarından sıyrılabilmemiz, hakkımızda ipuçları barındıran sinyaller üzerinde düşünmesini ve yorumlamasını sağlayabilecek kadar ilgisini çekmiş ya da zaman içinde kendiliğinden bu durumun gerçekleşebileceği kadar uzun bir süre birlikte vakit geçirmiş olmalıyız. Aksi takdirde gerçekten anlaşılıp tanınmamızın içtenliğimizle bir ilgisi yoktur.
İnsanlar yaşamlarında tekrarlanan durumlar karşısında kalıplar geliştirip işlerini kolaylaştırmayı severler. Birisi ile tanıştıkları ilk anlarda da yaptıkları karşısındakinin hangi kalıba uyduğunu çıkarmak olur. Fazla ilgisini çekmeyen bir kimse ise hakkında bir an önce karara vararak bu konuda fazla oyalanmaktan kurtarır kendisini. Böylece biz de kalıplardan birine yerleştirilmiş oluruz. Zamanla içinde bulunduğumuz kalıp değişiklik göstermeye başlar elbette.. Ama her tip ifademiz karşımızdaki tarafından etraflıca değerlendirilir mi bundan sonra.. İşte orası yine onun bize bakışına göre değişir. Fazla ilgilenmiyor ve çok düşünmüyorsa çoğunlukla ifadelerimizin değerlendirilmesi de o kalıplar çerçevesinde oluyor. Sonuçta gerçekler gözden kaçıyor çoğunlukla..
Anlaşılamamak da söz konusu olabilecek bir durumdur.. İçinde bulunduğumuz ruh hali veya sahip olduğumuz fikriler hayata bakışımız karşımızdakine çok yabancı ise, bizimle empati kurması ve hakkımızdaki işaretleri doğru şekilde okuyabilmesi çok zordur. Çok farklı tanınmamız bile mümkün..
Bir meseleyi anlayabilmek için her zaman doğru varsayımlar üzerinden mantık yolculuğuna başlamalıyız. Birbirimiz anlayamamızın en büyük sebebi genelde birbirimiz hakkında edindiğimiz genellikle ilk izlenimler sonucu sonraki düşüncelerimizi de yanlış varsayımlar üzerine kurmamızdır. Böyle bir varsayım sebebiyle çok bariz gerçekler bile rahatlıkla gözden kaçar.. varsayımların bir örneğini de benzer şeyleri savundukları halde kıran kırana tartışmaya giren insanlarda görürüz. İkisi de birbirinin ne söylediğini dinlemeyip kafasında kurarken aslında yaptıkları kendi kendileri ile tartışmak.
Varsayımlar ve kalıplar hayatımızı pratikleştiriyor ve bizi gereksiz uğraşlardan kurtarıyor olsa da, kaybettirebileceklerinin farkında olmalıyız. Hayatı anlamak, etrafımızdaki insanları gerçekten tanımak istiyor muyuz? Etrafımızda akıp giden hayatı gerçekliği ile görmek istiyor muyuz ? Etrafımızdaki insanların farkında olarak veya olmayarak neler söylemeye çalıştıklarını anlamak istiyor muyuz ? Herkesin bir takım maskelerle dolaştığı bir dünyada ne kadarının maske olduğu önemli değil mi ? Önemliyse yalnızca etrafımıza bir bakalım.. Sadece dinlemek görmek ve hissetmek için... KAPALI KUTULARIN ARDINDA NELER GİZLİ BİR BAKALIM...
İnsanlar yaşamlarında tekrarlanan durumlar karşısında kalıplar geliştirip işlerini kolaylaştırmayı severler. Birisi ile tanıştıkları ilk anlarda da yaptıkları karşısındakinin hangi kalıba uyduğunu çıkarmak olur. Fazla ilgisini çekmeyen bir kimse ise hakkında bir an önce karara vararak bu konuda fazla oyalanmaktan kurtarır kendisini. Böylece biz de kalıplardan birine yerleştirilmiş oluruz. Zamanla içinde bulunduğumuz kalıp değişiklik göstermeye başlar elbette.. Ama her tip ifademiz karşımızdaki tarafından etraflıca değerlendirilir mi bundan sonra.. İşte orası yine onun bize bakışına göre değişir. Fazla ilgilenmiyor ve çok düşünmüyorsa çoğunlukla ifadelerimizin değerlendirilmesi de o kalıplar çerçevesinde oluyor. Sonuçta gerçekler gözden kaçıyor çoğunlukla..
Anlaşılamamak da söz konusu olabilecek bir durumdur.. İçinde bulunduğumuz ruh hali veya sahip olduğumuz fikriler hayata bakışımız karşımızdakine çok yabancı ise, bizimle empati kurması ve hakkımızdaki işaretleri doğru şekilde okuyabilmesi çok zordur. Çok farklı tanınmamız bile mümkün..
Bir meseleyi anlayabilmek için her zaman doğru varsayımlar üzerinden mantık yolculuğuna başlamalıyız. Birbirimiz anlayamamızın en büyük sebebi genelde birbirimiz hakkında edindiğimiz genellikle ilk izlenimler sonucu sonraki düşüncelerimizi de yanlış varsayımlar üzerine kurmamızdır. Böyle bir varsayım sebebiyle çok bariz gerçekler bile rahatlıkla gözden kaçar.. varsayımların bir örneğini de benzer şeyleri savundukları halde kıran kırana tartışmaya giren insanlarda görürüz. İkisi de birbirinin ne söylediğini dinlemeyip kafasında kurarken aslında yaptıkları kendi kendileri ile tartışmak.
Varsayımlar ve kalıplar hayatımızı pratikleştiriyor ve bizi gereksiz uğraşlardan kurtarıyor olsa da, kaybettirebileceklerinin farkında olmalıyız. Hayatı anlamak, etrafımızdaki insanları gerçekten tanımak istiyor muyuz? Etrafımızda akıp giden hayatı gerçekliği ile görmek istiyor muyuz ? Etrafımızdaki insanların farkında olarak veya olmayarak neler söylemeye çalıştıklarını anlamak istiyor muyuz ? Herkesin bir takım maskelerle dolaştığı bir dünyada ne kadarının maske olduğu önemli değil mi ? Önemliyse yalnızca etrafımıza bir bakalım.. Sadece dinlemek görmek ve hissetmek için... KAPALI KUTULARIN ARDINDA NELER GİZLİ BİR BAKALIM...
Yorumlar
Yorum Gönder