Taslakta Kalanlardan (5.11.2010) - Hayatımın en Mutlu Anı
Şöyle bir geçmişime dönüp baktığımda pek çok güzel hatıra canlanır gözlerimin önünde. Ne güzel anılarım olmuş. Şu 22 yılımda ne çok şey yaşamışım derim. Ve aralara serpiştirilmiş mutluluğun yaşandığı anlar..
Yakın dostumun kız arkadaşı olduğunu öğrendiğim an mutluydum mesela. Ya da başka bir dostumun bütün bir sene kazanmak için çalıştığı üniversiteyi kazandığını öğrendiğim an da çok mutluydum. Bir oku tam hedefe vuracak şekilde fırlatabilmek için gereken tekniği keşfettiğimde ve bir arkadaşımın bu sayede bir elmayı ortasından vurabilmesini sağladığımda da... Başka da pek çok böle anlarım vardır.
Eyyüp camiinde beklerken sabah namazını, o minik siyah yavru kedi yarım saat boyunca kucağımda mışıl mışıl uyurken mutluydum mesela... Ya da rahatlıkla sakat kalmakla veya ölümle sonuçlanabilecek bir kazadan sadece kırık bir bacakla çıktıktan sonraki bir hafta.. Belki de şimdiye kadar ki en mutlu bir hafta olmuştur.. O kadar ucuz atlatılmasının verdiği şükür duygusu ve ilk defa alçılı ayakla koltuk değnekleri kullanarak yürüyor olmanın verdiği mücadele ve farklılık duygusu.. O şekilde otomatik vitesli olması sayesinde kullanabildiğim halamın arabasıyla okula gittiğim zamanlar.. O ingilizce makaleyi yazmak için uğraşırken bile mutluydum o hafta hep.. O koltuk değnekleri ile otobüse binmek.. Veya Pendik'te dolaşmak...
Hayatımın en mutlu anı ise... Öyle hissediyorum ki hayatımın en mutlu anı şimdiye kadar yaşadıklarımdan ve yaşayacaklarımdan hiçbiri değil, hayatımın son nefesi olacak.. Hz. Azrail (a.s)'i sevgi ile selamlayarak karşıladığım ve ruhumu teslime hazır olduğum gün olacak.. Neden diye düşünmeyin sormayın.. bilmiyorum. yalnızca öyle hissediyorum. Güzel bir şekilde yazılmış bir yazıya son noktayı koymak, güzel bir tabloya son fırça darbesini vurmak gibi.. Bitmiş bir geminin ilk suya inişi, yeni bir hayata uğurlanışı gibi..
Hayatımın en mutlu anı son kez bu hayata gözlerimi yumduğum an olacak, söylenecek binlerce sözcüğün dilimin ucunda toplandığı ama zaten hepsini daha önce dile getirmiş olduğumu farkettiğim gün olacak gibi... Kim bilir belki de yürekten gelen bir temennidir.
Yakın dostumun kız arkadaşı olduğunu öğrendiğim an mutluydum mesela. Ya da başka bir dostumun bütün bir sene kazanmak için çalıştığı üniversiteyi kazandığını öğrendiğim an da çok mutluydum. Bir oku tam hedefe vuracak şekilde fırlatabilmek için gereken tekniği keşfettiğimde ve bir arkadaşımın bu sayede bir elmayı ortasından vurabilmesini sağladığımda da... Başka da pek çok böle anlarım vardır.
Eyyüp camiinde beklerken sabah namazını, o minik siyah yavru kedi yarım saat boyunca kucağımda mışıl mışıl uyurken mutluydum mesela... Ya da rahatlıkla sakat kalmakla veya ölümle sonuçlanabilecek bir kazadan sadece kırık bir bacakla çıktıktan sonraki bir hafta.. Belki de şimdiye kadar ki en mutlu bir hafta olmuştur.. O kadar ucuz atlatılmasının verdiği şükür duygusu ve ilk defa alçılı ayakla koltuk değnekleri kullanarak yürüyor olmanın verdiği mücadele ve farklılık duygusu.. O şekilde otomatik vitesli olması sayesinde kullanabildiğim halamın arabasıyla okula gittiğim zamanlar.. O ingilizce makaleyi yazmak için uğraşırken bile mutluydum o hafta hep.. O koltuk değnekleri ile otobüse binmek.. Veya Pendik'te dolaşmak...
Hayatımın en mutlu anı ise... Öyle hissediyorum ki hayatımın en mutlu anı şimdiye kadar yaşadıklarımdan ve yaşayacaklarımdan hiçbiri değil, hayatımın son nefesi olacak.. Hz. Azrail (a.s)'i sevgi ile selamlayarak karşıladığım ve ruhumu teslime hazır olduğum gün olacak.. Neden diye düşünmeyin sormayın.. bilmiyorum. yalnızca öyle hissediyorum. Güzel bir şekilde yazılmış bir yazıya son noktayı koymak, güzel bir tabloya son fırça darbesini vurmak gibi.. Bitmiş bir geminin ilk suya inişi, yeni bir hayata uğurlanışı gibi..
Hayatımın en mutlu anı son kez bu hayata gözlerimi yumduğum an olacak, söylenecek binlerce sözcüğün dilimin ucunda toplandığı ama zaten hepsini daha önce dile getirmiş olduğumu farkettiğim gün olacak gibi... Kim bilir belki de yürekten gelen bir temennidir.
Yorumlar
Yorum Gönder