29 Ekim 2010 Cuma

Neden Burdayım

    Bir zamanlar ilham gelmesi için kağıttan kafamı kaldırıp genişçe bi boşluğa bakardım. Kendimi denizin üzerinde uçarken hayal ederdim. Sonra bir gemi görürdüm. Rüzgarla şişmiş bembeyaz yelkenlerinde halatlara tırmanan denizciler. etrafında uçuşan martıları görürdüm. Denizin hışırtısı rüzgarın uğultusu, makaraların gıcırtısı dolardı kulaklarıma.. Arada bu seslere bir de denizcilerin gür haykırışları katılırdı.. Yeni bir sefere başlamanın verdiği heyecan tüm gemide hissedilirdi. Suyu yararak ilerleyen, o uçsuz bucaksız denizde sahip olunan denizcilerin tek vatanı tekne tüm güzelliği ile güneş altında parıldardı. etrafında uçar sonra ufka döner ve ona eşlik ederdim. O heyecan ve şevk bana da aksederdi. Ve başlardım bir şeyler yazmaya o şekilde.


   Hiç daha önce düşünmediğim halde işte kendime bir blog hesabı aldım ve yazmaya başladım. Burda sizinle hayallerimi paylaşacağım. Kimisine proje de diyebilirsiniz ama en nihayetinde hepsi hayal zaten. Sonra düşüneceksiniz. Belki de özeneceksiniz. Ama beklemeyin hayallerin mutlu edeceğini. Etmez çünkü. Peşinde koşarsınız. Gözünüzü karartır canla başla çabalarsınız. Sonunda da ulaşırsınız muhtemelen. Ulaştığınızda hissettiğiniz genelde yorgunluk, belki biraz kırgınlık ve içinizdeki o boşluk.

  İnsanı mutlu eden paylaşımlardır. Birbirimize gülümsememizdir. Ama saçma değil mi, klişe laflar.  Çok duyulan çok söylenen içi boşaltılmış boş sözler.

  29 ekim kutlamalarını seyretmek için beşiktaştaydım. Gösteri güzeldi. Ama bana başta bir şey ifade etmedi. sadece ilginç bir gösteri izliyordum o kadar. Yalnızdım çünkü. Tek başıma o kalabalığın içinde dikilmiş gecenin karanlığını aydınlatan o renk cümbüşünü seyrediyordum. sonra bir küçük kız vardı. Annesi kardeşini kucağına aldığı için küçük kız gösteriyi seyredemiyordu. O kızı kucağıma aldığımda ve o havaifişekleri gördüğünde yüzünde beliren gülümsemeyi verdiği tepkiyi gördüğümde her şey değişiverdi. Yüzüm gülmeye başladı. Artık farklı geliyordu gözüme. O küçük kız o akşamı güzel bir anı olarak hatırlayacak hayatı boyunca. Beni unutacak olsa da önemli mi..  O an mutluydum işte..


   Farkettim ki geçen gün kendimde fazla bir değişiklik görmüyorum derken çok da dürüst değilmişim. Ben bir zamanlar (lisede) hayalleri olan ve bu hayallerin peşinden giderken hiç bir engeli kaale almayacak kimsenin sözüne bakmayacak ve yolumu o hedeflere ulaşacak şekilde çizecektim. Arkadaşlarımdan gelip kendilerine hayallerin ne manaya geldiğini ve onların arkasından gitmenin ne demek olduğunu öğrettiğim için bana teşekkür edenler oluyordu. Şimdi ise hiç bir hayalimin olmadığını farkettim. Beklentim yok ne kadar garip. Ulaşmak istediğim bir hedefim gerçek anlamda yok. Sadece olması gerekli diye düşündüğüm kendime yakıştırdığım şeyler var. Liseden kalan alışkanlıklar, o zamanlardan kalan ilgi alanları hayaller.  O zamanlar hep deniz vardı, rüzgar vardı, teknem vardı..


  Bir zamanlar kafama koyardım. Yoluma ne çıkarsa bakmaz bir yolunu bulur aşar devam ederdim. bahane kabul etmezdim. Şimdi ise.. Şimdi ise hep bir bahane buluyorum. Öyle sıkıntı böyle sıkıntı... İnancımı niye kaybettim böyle bilmiyorum. Gerçekler mi ?


  Doğru mu gerçeklere sığınıp da hayatımıza çerçeveler çizmek ?  Gerçekler ne ki.. Bir şeylerin değişebileceğine, yeniden çizilebileceğine olan inancımızı kimler söndürdü.. biz mi ?


  Size burda hayallerimden bahsedeceğim. Hayallerimden.. Ve tebessüm edeceğim anlatırken. Belki yeniden dönüş yapabilirim bu sayede.. Ve unuttuğum bazı şeyleri görebilirim belki.. Ya da benim anlattıklarım olur a birilerine ilham verir.. O zaman da ben yine yapmam gerekeni yapmış olurum..


  Hey gidi mustafa ! Ne oldu sana böle.. kalk ! bırak bu bahane yüklü dırdırları. Çizeceğin yeni tekneler var. Suya indireceğin   yeni eserlerin. Teknen boynu bükük seni bekler... Kalk kendine gel... Seni senden çok seven kardeşlerin var.  Kalk ve göster insan inanınca neler yapabiliyor.
  

1 yorum:

  1. belki de insanlardaki değişimlerin sebebi bir süreden sonra içinde bulundukları duruma alışıp kendilerini bırakmalarıdır. savaştan vazgeçmeleridir bir anlamda.
    sen bu çok büyük bi zıtlık değil demiştin ama bence önemli aslında. çünkü insan hedefleri için mücadeleyi bırakınca hayatının direksiyonunu da başka yöne kırmış oluyor. "kayıtsızlık da kaderimizi belirliyor" yani. sonunda ulaştığın nokta başladığın yerin tam zıttı neden olmasın?

    YanıtlaSil