16 Ocak 2011 Pazar

dayanamam...

    İster çocuk olsun ister yetişkin. Kimi zaman çok heyecanlanır insan; bir iyilik olsun, güzel bir davranış olsun, bir şeyler başarabilmek için heveslenir, bişileri değiştirebileceğine inanarak azmeder. Güzel bir hayali vardır. Heyecanla sevdiklerinin çok mutlu olacağını düşündüğü şeyler yapmaya kalkar. Sonra, birden yanlış yolda olduğunu fark eder, ya da yalnızca umduğu gibi gitmez her şey. Hayal kırıklığıdır o.
    Ben birisinin yüzünde o hayal kırıklığını görmeye dayanamam. Bir çocuğun takdir beklerken yerildiği anda hissettiklerine... Bütün duygusuzluk perdem kalkar bir anda. Yok ben hayal kırıklığı yaşasam önemsemem hiç. Geçer giderim. Belki alaya da alırım. Ama bir başkasının bu duruma düşmesine dayanamam.
   Bilmiyorum. üzerinde çok düşünmüştüm zamanında da, neden bu kadar hassasım bu konuda çözemedim hala. Belki hatırlamadığım çocukluk anılarımın arasındadır cevabı. Ben ulaşamadım. Yalnızca böyle hayal kırıklığı yaşayan birisini gördüğümde yüreğim parçalanır, gözlerim yaşla dolar. Ama, bu hayal kırıklığı sıradan bir beklediğini bulamama  değil. Öyle ki, insanın kendine saygısı da kırılır, suçluluk da duyar bir nebze. Belki haksızlığa uğrama duygusu da vardır içinde. Okulda kazandığı ödülünü büyük bir heyecanla ailesi ile paylaşmak için evine koşan bir çocuğun, ailesinin bu durumu hiç umursamadığını hatta küçümsediğini hissetmesi, önemsiz başka bir şey yüzünden o an yargılandığında hissedeceği şeyler.
    Bir çocuğun yüzüne baktığımda, yüzünde o yaranın acısını gördüğümde boğazıma bir yumru takılır. Yutkunmak acı verir. Tamamen ona odaklanırım. İmkanım varsa,  o durumu atlatabilmesi için elimden geleni yaparım. O an için aklımda çocuktan başka hiçbir şey yoktur. Sonra kendisi ile ilgilenen, kendisini dinleyen birisini bulmanın keyfi ile gözleri parlayan o çocuğun yüzündeki gülücükleri neşeyle izlerim. Buruk bir neşe duyarım içimde.
    Belki de etrafımdakilerin duygularını kendi duygularımdan daha şiddetli hissediyor olduğumdandır. Ya da çok fazla şefkat duyuyorumdur. Bir önemi yok aslında. Bazen bir nebze de olsa hayal kırıklığı yaşanmasına göz yumarım ne de olsa. Alışması gerekir her insanın bazen çöküntü yaşamaya. Hayatın içinde her zaman zorluklarla karşılaşacağını bilmeli. Karşısına çıkacak ufak meseleleri gözünde büyütmemeli. Bunun için kendi içinde aşabileceği travmalar da yaşamalı. Çöküntünün üstesinden nasıl gelinir onu öğrenebilmeli. Ve sonra batan güneşin nasıl yeniden yükselebildiğini de fark edebilmeli. Bazen, üzülsek de, kırılsak da zor olanı seçmek gerekir. Bir çocuğun ayakta durmayı öğrenebilmesi için önce düşmeyi öğrenmesi gerekir. Sonra gençliğinde de, en buhranlı zamanlarında bile gülümsemeyi öğrenebilmesi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder