13 Ocak 2011 Perşembe

deniz kurdu - kaplanıyor

         İskeleti ters çevirip kaplamaya başladım. Önce halla,etmem gereken birkaç problem vardı. Plakaların her postaya bir şekilde tutturulması geriyordu. Posta çıtaları ince olduğundan çivi uygun olmazdı, özellikle bükülmenin çok olduğu borda plakalarında. Bunun için plakalara çıtaların kenarlarında kalacak şekilde delikler açtım. Daha sonra bu deliklerden geçirdiğim plastik kelepçelerle plakaları tutturabilecektim.
      
Plakaları yapıştırmak için epoksi ile macun hazırlayıp kullandım. Epoksi hazırlamak biraz zahmetli. doğru oranlarda karıştırmak gerekli. Neyseki aldığım epoksi bidonların ölçekli pompaları vardı.
      plakaları bir kenarları tam gelecek şekilde kesip diğer kenarında ise 1 cm kadar pay bırakarak hazırladım. Daha sonra fazlalık kısmını yerinde kestim. Tekne formunu çizerken en çok dikkat ettiğim hususu kaplanacak plakaların şeklinin kağıt üzerinde elirlenebilir olması idi ki bu durum işimi oldukça kolaylaştırdı. çizime ihtiyaç duymadan bütün parçaları hazırlayabildim.
Baştan başlayıp kıça doğru plakaları monte etmeye başladım. Tekbaşına bu işi yapmak zor olsa da, bazı pratik yöntemlerle üstesinden gelebildim.
       Çok geç saate kadar çalıştığım zamanlar oldu. Her ne kadar meşgul olsa da insan, kendisini yalnız hissedebiliyor. Neyse ki akşamları kardeşim, gündüzleri de Taner abim sık sık misafirim oldu.
   Teknenin karinesini kaplarken içerden de çalışabilmek için tekneyi masanın üstünde ters kondurmam gerekliydi. Bunu da kendi başıma bi şekilde hallettim. Ve o akşam bunun da keyfiyle çocuklaşıp tekne ile masanın arasına çıkıp içinde uzanırken etrafımı seyrettim :P
   Bütün plakalar yapıştıktan sonra tekneyi yine indirip düz çevirdim. İşte karşımda artık gerçekten bir şeye benzeyen bir yapı vardı. Ama iş bu kadar değildi. her attığım adımdan sonra karşıma daha da çok basamak çıkıyordu. Bi süre yalnızca tekneyi seeyredip yapılacakları düşündüm. Kafamda canlandırdım. sonuçta iskelet bittiğinden beridir elimde hiçbir plan ya da çizim yoktu. Her şey yalnızca gözlerimin önünde canlanıyordu.
  Kenarlara birleşim yerlerine çekilecek epoksi fiberler, İç mekana döşenecek daha ayrıntılı plakalar, Gerekli yerlere destekler...  Ve... ihtimaller... Hep ihtimaller. Kafam bazen patlayacak gibi olurdu.. Sürekli bir şeyler canlandırmaktan akşamları baş ağrısı ile girerdim yatağa. Orası öyle mi olsa, yoksa böyle mi olsa.. Ya da şöyle mi olsa. ama yok bak böylesi çok daha iyi.. İleride şurada şu olabilir mi.. bu problem olabilir... Hayır, ona farklı bir çözüm gerekli..... Bir yığın olasılık, fikir, tasarım....  O yorgunluk...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder