8 Aralık 2010 Çarşamba

Bende Kalsın

   Pek çok ilginç tesadüfle karşılaşıyorum. Bazen öyle ki  kendi kafamda kurduğum dünyada yaşıyormuş hissine kapılır gibi olurum. Burda bunlardan bahsetmek isterdim. Onun yerine, bu güzel tesadüfleri kendime saklayacağım ve burda şu sevimli köpek yavrusu ile aramda geçenleri anlatacağım.
   Altınolukta halamların zeytinliğinde mangal yapmış, semaverde çay demlemiştik. Yolun etrafındaki pek çok yavru köpek, bizden bir şeyler kapabilmek için bahçeye dalmış etrafımızda dönüp duruyorlardı. Ara ara kovalıyorduk, ama zaten çok fazla da sokulamıyorlardı.
  Karnımızı doyurduktan sonra çay faslına geçtiğimizde yavrular iyice yaklaşmışlardı. Ben de oturmaktan sıkılmıştım. Bi kaç yavru köpeği kovalamaya başladım. Yavruların biri hariç hepsi üst terasa kaçmıştı. Ama birisi önümde koşmaya devam ediyordu. peşinden kovabildiğim kadar kovdum. Eğlenceli gelmişti bana, önümde yavru bi köpeğin pıtır pıtır koşması..
  Sonunda bahçenin sonuna vardık. etrafı duvarla çevrili, duvarın üstünde de çalılarla ağaç vardı. Üstünden yamaca doğru üst teras devam ediyordu. ( eğimli arazi olduğundan bahçe basamak basamak teraslara ayrılmıştı )..  Köpek ortadaki ağacın yanında duruverdi. Göya benden saklanıyor, ağacın arkasına geçip burnunu uzatıverdi. Durdum ben de. Kafamı uzattım. Beni görünce ağacın öbür tarafına dolandı.. Bu sefer öte taraftan ona baktım gitti ağacın yine öbür tarafına sığındı. . Bir iki kez tekrarlanınca bu durum sonunda ağacın etrafında c-ee  oynamayı bıraktı. Oturup bana melül melül bakarken kuyruk sallamaya başladı.. Bu arada da annesi olduğunu düşündüğüm büyük köpek, duvarın üstünde çalıların arasında benim göremediğim bir yerden bana havlıyordu. Yavru köpekle annesinin arasına girmiştim.
  Baktım bi deri bi kemik yavrucak. ona karşı derin bi şefkat duydum o an. Çömeldim tam karşısında. Kapkara, feri kaçmış gözlerinin içine bakarak yumuşak bir sesle, "korkma benden dur hele bayadır bişiler yememişsin anlaşılan. Biz de yenecek bişi bırakmadık ki. Ama buluruz belki bişiler. gel benimle" dedim.  Yavru köpekle burun buruna kaldığımızda durmadan delice havlayan köpek, anlaşmaya başladığımızı düşünmüş olacak ki havlamayı kesti. Ben de ayağa kalkmıştım o sırada. Köpek de ben kalkınca ayağa kalktı. İlginç bir şekilde ben gerisin geri yürüdükçe köpecik de o çirkin sevimliliği ile peşime takıldı.  Arada durup arkamı döndüğümde olduğu yerde kalakalıyor, adım atmaya başlayınca o da geliyordu.
  Piknik yaptığımız yere yaklaştığımızda halamları gören köpek bi yerden sonra daha yaklaşmadı. masanın yanına gittim. O köftelerden geriye birşey kalmamıştı zaten.  Ama belki başka birşeyler vardır diye bakındım. bir ara şeker vermek geçti aklımdan ama kuzenim Yunus bunun köpeklere zararlı olduğunu söylemişti. Neyseki halam çayın yanında yemek için simit bisküvilerden getirmiş, bir paket sadece ama olsun hiç yoktan iyidir. Bir bisküvi parçasını aldım. Yavrunun yanına gittim. Bisküviyi kırıp ona uzattım. yere bırakmadım bisküviyi, o da parmaklarımın arasından çekip aldı. Bir kaç bisküvi yedikten sonra köpek canlandı. Gözleri ışıldamaya oyunlar oynamaya etrafta yuvarlanmaya başladı.
  Ah seni sevimli kerata ! elbette her canlı gibi senin de karnını doyurmaktan başka sevilmeye de ihtiyacın vardı. sevilmek istiyordu. O yavurcakla ilk gözgöze geldiğimde de hissettiğim gibi sanki benimle konuşmaya can atıyordu. Sanki dilimizi kullanabilse günlerce susmadan konuşacak gibiydi kendisni dinleyecek kendisi ile ilgilenecek birilerini bulabilirse.. Anlaşılan biraz da  kardeşleri arasında hor görülen dışlanan bir yavruydu ki diğer bütün yavrulardan daha cılız daha yavaştı ve çoğunlukla kendi başına dolanıyordu..
     Eğer üzerinde keneler yerleşmiş olmasaydı elbet severdim. Pis de olsa severdim. Değer gördüğünü hissetsin isterdim. Ama bilir misin ey köpecik bir tek sen değilsin... Çok kimse senin gibi yalnız.. İnsan olsa bile..
   Hava kararmaya başlayınca ayrılık vakti gelmişti. Aranda duygusal bir bağ oluştuğunda onu bi rdaha görmemek üzere arkanda bıraktığının bilincinde olmak garip bir duyguydu.. 


          Bir de kuzenim Handanın gözüne kestirdiği başka bir yavru var. Daha bir cingöz, daha bi kendine güvenen ama insanlara karşı biraz yabani.. Yine de sevimli bir köpekti. Onu da besledik o kıt imkanlarda..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder