29 Kasım 2010 Pazartesi

Kim gidecek şimdi ekmek almaya..

   Bir cumartesi sabahı arabayı servisten almaktı, annaneme bişiler bırakmaktı gibi bir takım işleri hallettikten sonra öğlene doğru eve dönmüştüm. Küçük kardeşim evde tekti. Kahvaltılık çıkartırken evde ekmek olmadığını fark ettim. Eh şimdi kim gidecekti fırına.. Evet kardeşim gitsin bu sefer :)
   İkna çabasına başladım: " Murat ! bak evde ekmek yok. kahvaltı yapmak istiyorsan bi koşu ekmek al gel."
   Tabi oralı olmuyor. Tabi çizgifilm izlemek varken ne gidecek ekmek almaya. Ama abisi buyruk verince de çok diretemiyor. Mırın kırın. Yerinden kıpırdanıyor. Ama yok yine oyalanıyor sadece. "neyse" dedim. "ben giderim. Hem bisikletle giderim. biraz bisiklet sürerim."
   Baktım canlanıverdi. Bisikletle gideceğimi duyunca. Ben gidersem ben de bisikletle gidebilir miyim diye sordu. Bisikletini kendisi indirecekse elbette gidebilirdi. Kabul de etti. Bisikletini merdivenlerden indirmeye başlayınca ben de eve geçtim.
   Durdum içerde öylece. Bekledim bi süre. Bisikletini indirmiştir şimdiye diyip ben de çıktım dışarı. İndim bisikletimi aldım. Düştüm peşine. Ama yolda farketti beni. Hoşuna da gitti keratanın. gülerek "yürü hadi !" dedim. Birilikte fırına kadar gittik. Bu arada baktım tekerlekleri inik zorlanıyor gitmekte.
  " bırak ekmeği sonrad da alırız. tekerleklerin inmiş, benzinciye kadar gidip şişirelim hem bisiklet sürmek istiyordun" deyince iyice keyiflendi..
   Ama benzincide pompa bisikletin tekerini şişireceğine hepten indirdi. Muratla birbirimize bakıp güldük. "Ee nabıcaz şimdi ?" diye sordu bana.
   " hmm.. Yürüyüş yapıcaz." dedim. " bisikletçiye kadar yürümemiz gerek "..
     Bisikletçiye kadar gülüşe gülüşe gidip tekerleklerini şişirince yeniden bisikletlerimizin üzerindeydik işte.. Ekmek aldıktan sonra eve çıkıp iyice gecikmiş olan kahvaltımız yaptık.
   Halbuki bir zamanlar bir kardeşim daha olacağını sezdiğimde hiç istememiştim. Çok karşıydım. çok !
   Annemle babamla konuşup da durumu kabullendikten sonra ise bir kardeşe daha abi olmaya ısınmaya başladım. Düzenimiz mahvolacaktı. artık eskisi gibi rahat yüzü göremeyecektim, farkındaydım. Ama abi olmak güzeldi. Bir çocuğu eğlendirmek ona bir şeyler katabilmek, onunla çocuk olabilmek... Eşi benzeri yoktur herhalde. Hala muratın daha bir kaç aylıkken kanepede yatarken, göğsümde uyuyakaldığı günü özlemle hatırlıyorum. Tam kalbimin üstüne koyduğu küçük başı her kalp atımımda kıpırdıyordu. Mışıl mışıl tüm sıcaklığı ile öylece uyudu. Hiç kıpırdamadan yattım, uyudum ben de onunla.
   İlkin şok edici geldiyse de küçük bir kardeşe sahip olma düşüncesi.. Sonradan farkettim ki, onun sayesinde daha uzun bir süre çocukluk yaşayabilecek, onunla oyunlar oynayabilecektim. Çocuklaşabilecek ve bundan dolayı da yadırganmayacaktım. Daha ilk doğduğu zamanlarda, henüz atın bile ne olduğunu bilmezken, onun için at olurdum. Kardeşim Elif onu yatırırdı sırtıma ve tutardı düşmesin diye. Bir keresinde de sırtımda uyuya kalmıştı.


    Şimdi koca çocuk oldu tabi. Aramızda 12 yaş olsa da.. yaşlanıyoruz bizde işte...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder